Emekli Amiral Türker Ertürk anlattı: Tehdit algısı değişti… İsrail’in hedefinde neden Türkiye var?

Haber gorseli

Emekli Amiral Türker Ertürk, Türkiye-İsrail ilişkilerindeki son gelişmeleri, ABD ve NATO’nun bölgedeki stratejik hamlelerini kaleme aldığı değerlendirme yazısında analiz etti. İki ülkenin tarihsel bağlarına dikkat çeken Ertürk, Türkiye’nin 24 Mart 1949 tarihinde İsrail’i tanıyan 44’üncü, Müslüman çoğunluklu ise ilk ülke olduğunu hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan döneminde söylem düzeyindeki dalgalanmalara rağmen ticari münasebetlerin sürdüğünü belirten Ertürk; Büyük Ortadoğu Projesi eş başkanlığı, bölgesel operasyonlar ve enerji transferleri gibi hususların ticari ve stratejik iş birliğinin kesintisiz devam ettiğini gösterdiğini vurguladı.

Ertürk’e göre Netanyahu yönetiminin Ankara’ya karşı takındığı sert tutumun arkasında güvenlik kaygılarından ziyade jeopolitik çekinceler yatıyor. ABD’nin Karadeniz, Kafkasya, Orta Asya ve Doğu Akdeniz aksında Rusya, Çin ve İran’ı dengeleme arayışında Türkiye’ye olan ihtiyacının artması, İsrail tarafında bölgesel dengelerin aleyhine değişeceği endişesini doğuruyor.

Ankara’nın güçlü ordusu, jeostratejik konumu, savunma sanayisindeki atılımları ve demografik yapısıyla NATO ile ABD için vazgeçilmez bir ortak durumunda bulunduğunu ifade eden Ertürk; Washington yönetiminin Türkiye ile İsrail’i ortak çıkarlar zemininde uzlaştırma gayretinde olduğunu aktardı.

Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi ve “NATO 3.0” dönüşüm sürecine değinen Ertürk, ABD’nin NATO üyesi ülkelerin savunma harcamalarını GSYH’lerinin yüzde 5’i seviyesine çıkarmasını ve küresel hedefler doğrultusunda sorumluluk almasını hedeflediğini kaydetti.

Türkiye’nin NATO’nun güney kanadında sadece bir sınır ülkesi değil, bir “merkez ve cephe ülkesi” konumuna yükseldiğine dikkat çeken Ertürk; Adana 6. Kolordu’da yeni karargâh kurulması ve İstanbul Boğazı’nda NATO Deniz Unsuru Komutanlığı tesis edilmesinin bu durumun somut göstergeleri olduğunu belirtti. CAATSA yaptırımlarının kaldırılması, F-35 ve KAAN uçak motoru tedariki gibi başlıkların müzakere edildiğini, ancak kesinleşmiş bir süreç bulunmadığını ekledi.

Olası bir Türkiye-İsrail askeri çatışması senaryosunu da değerlendiren Türker Ertürk, iki ülke arasında doğrudan ve geniş kapsamlı bir savaşın çıkma olasılığını son derece düşük gördüğünü ifade etti. Ertürk, bu durumun temel nedenlerini şu şekilde sıraladı:

Ortak bir kara sınırının bulunmaması,

İki ülkenin caydırıcı askeri güce sahip olması ve savaşın getireceği ağır maliyetler,

ABD ve NATO gibi aktörlerin Doğu Akdeniz ile Orta Doğu’yu tamamen istikrarsızlaştıracak bir savaşı engelleme iradesi,

Küresel enerji, ticaret ve finans piyasalarının olumsuz etkilenme riski.

Buna karşın Ertürk, Suriye hava sahasında olası karşılaşmalar, istihbarat hatalarından kaynaklı bölgesel olaylar, İHA/SİHA ve özel kuvvet operasyonları ile vekil güçler üzerinden tırmanabilecek sınırlı askeri sürtüşme ve çatışma risklerinin gündemde kalmaya devam edeceğini vurguladı.

Söz konusu bir çatışma durumunda ABD ve bazı NATO üyelerinin Türkiye’nin yanında yer almayacağını savunan Ertürk, Türkiye’nin Pakistan veya Suudi Arabistan gibi ülkelerle NATO 5. Madde benzeri bir savunma ittifakı kurmasının ise NATO üyeliği kuralları gereği mümkün olmadığını kaydetti.

yok

Author: Ece Öztürk