ABD’nin güvenli limanı artık tehlikede: İran yeni cepheyi açtı! Ne planlanıyor? ‘Amfibi harekât bekliyorum’

Google preferred source badge
Haberlerimizi Google’da Takip Edin

Gelişmelerden anında haberdar olun.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

ABD-İran hattında tansiyon yükselirken, saldırıların yönü dikkat çekici bir noktaya çevrildi: Ürdün! Washington’un bölgedeki askerî planlarını etkileyebilecek gelişmeler yaşanırken, yeni hedefin arkasındaki hesaplar tartışılıyor. Özellikle Tahran’ın Ürdün’de konuşlu Amerikan askerî noktalarına yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarını artırdığı bildirildi. Peki Ürdün’e yönelik saldırılarla İran ne planlıyor?

ABD KAYIP VERDİ: MUWAFFAQ SALTİ ÜSSÜ SALDIRISI

İran tarafından gerçekleştirildiği belirtilen geçtiğimiz hafta sonundaki füze saldırılarında Ürdün’de bulunan Muwaffaq Salti Hava Üssü hedef alındı. Saldırıda iki ABD askerinin hayatını kaybettiği, bir askerin ise kayıp olduğu bildirildi. Bu olay, iki taraf arasında daha önce ilan edilen ancak daha sonra geçerliliğini yitiren ateşkes sürecinden bu yana İran kaynaklı saldırılarda yaşanan ilk Amerikan askeri kayıpları olarak kayıtlara geçti.

ABD yönetimi saldırının ardından bölgedeki askerî hazırlıklarını artırırken, Pentagon yetkilileri İran’ın saldırılarının karşılıksız kalmayacağı mesajını verdi. Ancak Muwaffaq Salti Hava Üssü saldırısının İran’ın Ürdün’deki Amerikan varlığına yönelik tek girişimi olmadığı ifade edildi. Wall Street Journal’da yer alan habere göre Tahran’ın son dönemde Ürdün’deki farklı Amerikan askerî noktalarını hedef aldığı, bu saldırılarla hem ABD’ye mesaj vermeyi hem de Washington ile yakın ilişkileri bulunan Amman yönetimi üzerinde baskı oluşturmayı amaçladığı ileri sürüldü.

İRAN’IN ÜRDÜN’E YÖNELİK SALDIRILARININ ARKASINDA TAM OLARAK NE VAR?

İran’ın Ürdün’e yönelik saldırılarının arkasında yalnızca ABD askerî varlığının bulunmadığı, aynı zamanda Amman yönetiminin Washington ile yürüttüğü yakın iş birliğinin de etkili olduğu değerlendiriliyor. ABD’li yetkililere göre İran, Ürdün’ü ABD politikalarının bölgedeki önemli destek noktalarından biri olarak görüyor.

Geçtiğimiz hafta İran güçlerinin ABD askerlerinin bulunduğu Kral Faysal Hava Üssü’ne saldırı düzenlediği belirtildi. Bunun yanı sıra Ürdün’deki başka bir havaalanının da hedef alındığı ve burada konuşlu bazı ABD Ordusu’na ait Black Hawk helikopterlerinin hasar gördüğü aktarıldı.

Orta Doğu’daki Amerikan askerî faaliyetlerinden sorumlu olan ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise saldırıların neden olduğu hasarın boyutuyla ilgili ayrıntılı açıklama yapmadı. Pentagon kaynakları, devam eden değerlendirme sürecinin sürdüğünü belirtirken, saldırıların bölgedeki Amerikan birlikleri için yeni güvenlik önlemlerini beraberinde getirdiğini ifade etti.

TAHRAN’IN YENİ STRATEJİSİ ÇATIŞMAYI BÖLGESELLEŞTİRMEK Mİ?

İran’ın Ürdün’deki ABD üslerini hedef alması, doğrudan Washington’a yönelik sınırlı bir mesaj verme stratejisi mi, yoksa bölgesel çapta daha geniş bir çatışmanın habercisi olarak mı değerlendirilmeli?

Bu soruma İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacılarından Dr. Çağatay Balcı, “Açıkçası bunun doğrudan ABD’ye yönelik bir mesaj olduğunu düşünmüyorum” cevabını verdi ve şöyle devam etti:

“Çünkü İran, hâlihazırda Körfez’deki ABD üslerini doğrudan hedef alabilecek bir aşamaya geçmiş durumda. Dolayısıyla Ürdün’e yönelik saldırılarla ABD’ye sembolik bir mesaj verme amacını taşımadığını düşünüyorum. Bunun yerine İran, Ürdün’e gerçekleştirdiği saldırılarla, çatışmaların büyümesi ve daha fazla saldırıya maruz kalması durumunda savaşı bölgeselleştireceğine dair daha önce söylemsel olarak ortaya koyduğu stratejiye yöneleceğini ilan ediyor.”

HEDEFTEKİ ÜLKENİN ASIL KIRILGAN NOKTASI NE?

Yaklaşık beş aydır devam eden çatışma sürecinde Ürdün, ABD’nin bölgedeki askerî operasyonları açısından kritik bir konuma geldi. Amman yönetimi, uzun yıllardır Washington ile güçlü güvenlik, istihbarat ve askerî ilişkiler yürütüyor. Orta Doğu Enstitüsü araştırmacısı ve eski üst düzey ABD diplomatı Alan Eyre, İran’ın Ürdün’ü hedef seçmesinin hem coğrafi hem de siyasi nedenleri olduğunu belirtti.

Eyre, Ürdün’ün ABD’nin bölgesel hedefleriyle büyük ölçüde uyumlu hareket eden bir ülke olduğunu ve Washington’a ekonomik olarak da önemli ölçüde bağlı bulunduğunu ifade etti. Eski diplomat, İran’ın ABD üslerine yönelik misilleme stratejisine yönelmesine kadar Ürdün’deki Amerikan varlığının düşük riskli bir seçenek olarak görüldüğünü ancak mevcut durumun bu dengeyi değiştirdiğini söyledi.

Bu noktada şu sorununun cevabı da önemli: Ürdün, ABD ile yakın askeri ve güvenlik iş birliği nedeniyle İran’ın hedefinde yer alıyor. Peki, bu durum Amman yönetiminin bölgesel dengedeki konumunu ve güvenlik politikalarını nasıl etkileyebilir?

Dr. Çağatay Balcı, Ürdün açısından ciddi bir değişim beklemediğinin altını çizerek, “Ürdün de, tıpkı Körfez ülkeleri gibi ABD’nin yakın askerî ve güvenlik iş birliğinde bulunduğu bir ülke. Bu bağlamda Ürdün’ün, İran’a karşı ABD’ye daha fazla destek sunmaktan öte bir dönüşüme gitmeyeceğini düşünüyorum” dedi.

WASHINGTON’DAN ASKERÎ TAKVİYE KARARI

İran’ın Ürdün’deki saldırıları, Trump yönetiminin İran’a yönelik hava operasyonlarını genişlettiği bir döneme denk geldi. ABD’nin İran içindeki hedeflere yönelik saldırılarında yalnızca askerî noktaların değil, köprüler ve bazı altyapı unsurlarının da hedef alınması, Washington’ın baskıyı artırma stratejisi olarak değerlendirildi.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Amerikan askerlerinin ölümünün Washington’ın kararlılığını artıracağını söyledi. Bu açıklamaların ardından ABD’nin Orta Doğu’daki askerî kapasitesini güçlendirmek amacıyla yeni savaş uçakları ve destek unsurları bölgeye gönderildi.

Yine Wall Street Journal’da yer alan habere göre Almanya’daki Spangdahlem Hava Üssü’nden ABD’ye ait F-16 savaş uçaklarının, İngiltere’de bulunan Lakenheath Hava Üssü’nden ise gelişmiş F-35 savaş uçaklarının bölgeye sevk edildiği bildirildi.

Bunun yanı sıra uzun süreli hava operasyonlarını desteklemek amacıyla havadan yakıt ikmal uçaklarının da konuşlandırıldığı belirtildi. ABD yönetimi bu unsurların hangi noktalarda konuşlandırılacağını açıklamazken, askerî uzmanlar Ürdün ve İsrail’in bu operasyonlarda önemli merkezler olabileceği görüşünde.

‘HÜRMÜZ-BASRA KÖRFEZİ MERKEZLİ BİR AMFİBİ HAREKÂT BEKLENTİSİ İÇERİSİNDEYİM’

Peki, ABD’nin askerî takviyesi İran üzerinde caydırıcı bir etki oluşturur mu, yoksa karşılıklı askeri tırmanışı daha da artırma riski mi taşır?

“ABD’nin bölgeye yönelik ek askeri sevkiyatlarını bu bağlamda değerlendirmek mümkün. Ben açıkçası ilerleyen süreçte Hürmüz-Basra Körfezi merkezli bir amfibi harekât beklentisi içerisindeyim” diyen Dr. Çağatay Balcı, şu yorumda bulundu:

“ABD’nin son saldırılarında ortaya çıkan örüntüye baktığınızda bu saldırıların, olası bir amfibi harekâtın ön hazırlığın çağrıştırdığı görülebiliyor. Huzistan’dan Çabahar kıyılarına kadar geniş bir alanda, adaları da kapsayacak biçimde bir amfibi harekat görebiliriz. Tabi bu ABD açısından inanılmaz düzeyde maliyetli olur ve başarı olasılığı da son derece muğlak. Ancak ABD Hürmüz krizini kalıcı olarak çözmek istiyorsa bunun yalnızca abluka ve hava saldırılarıyla mümkün olmadığının da bilincinde.”

ÜRDÜN’ÜN AVANTAJI VE ZAYIF NOKTASI

ABD açısından Ürdün’ün en önemli avantajlarından biri İran’a olan coğrafi uzaklığı olarak değerlendiriliyor. Kuveyt ve Bahreyn gibi Körfez ülkelerine kıyasla İran’ın doğrudan füze kapasitesine daha uzak bir konumda bulunan Ürdün, Amerikan askerî varlığı açısından daha güvenli bir seçenek olarak görülüyor.

Ancak uzmanlara göre Ürdün’ün askerî kapasitesi sınırlı. Ülkenin küçük ordusu, İran gibi bölgesel askerî kapasitesi yüksek bir aktöre karşı uzun süreli bir gerilimde ciddi zorluklarla karşılaşabilir. Bu durum, Ürdün’ün ABD ile ittifakından kaynaklanan stratejik avantajlarını aynı zamanda önemli risklerle karşı karşıya bırakıyor.

İRAN NEDEN İSRAİL’İ HEDEF ALMIYOR?

İran’ın saldırılarında dikkat çeken bir diğer nokta ise ABD uçaklarının bulunduğu İsrail’deki bazı noktalar yerine ağırlıklı olarak Ürdün’deki üslerin hedef alınması oldu. Uzmanlar, bunun birkaç nedeni olduğunu belirtiyor. İran’ın İsrail ile doğrudan çatışmayı daha geniş sonuçları olabilecek bir adım olarak gördüğü, buna karşılık Ürdün’deki Amerikan üslerine saldırarak Washington’a mesaj vermeyi tercih ettiği değerlendiriliyor.

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz’ın, İran’ın balistik füze saldırılarına devam etmesi halinde Tahran’a karşı “tam güçle” karşılık verileceğini açıklaması da bölgedeki tansiyonun yükseldiğine işaret ediyor. Ancak Ürdün’ün İsrail gibi büyük ölçekli askerî kapasiteye sahip olmaması, İran açısından daha düşük riskli bir hedef olarak değerlendirilmesine yol açıyor.

Haber Bültenleri ve E-Posta Tercihleri

Türkiye ve dünyadaki en güncel gelişmelerden haberdar olmak için, bültenlerin gönderileceği e-posta adresini girin.

Ad
Soyadı
E-Posta Adresi

Bülten Seçimleri

Gün Başlıyor
Gün Sonu
ETK Kuralları ve Bilgilendirme Metnikapsamında onay veriyorum.
Abone Ol
Keşfetmeye Devam et
yok

Author: Ece Öztürk